Biz daha küçücük çocukken tükürük yarışı yapardık, en uzağa kim tükürecek diye. Sonra yemek yerken ağzımızı açıp çiğnediğimiz şeyleri gösterirdik…
Ama bunu ayıp olarak değil, oyun olarak algıladığımız içindi…
Şimdi ise eşek kadar adamlar öyle arsızlaşmışlar ve utanmaz hale gelmişler ki, oralarını buralarını açıp gösterseler bu kadar iğrenç olamazlar yani…
Sanırım bazılarının bedeni insan ama ruhu başka bir yaratığa dönüşmüş halde! Bunlardan bazılarının eline de fotoğraf makinesi vermişler, gazeteci diye haber yaptırıyorlar!
Daha düne kadar iftira ve yalan haber gerekçesiyle gazetecileri kıyasıya eleştirenler, gazete sahibi olduktan sonra maalesef aynı şeyi kendi muhabirlerinin yapmasına müsaade ediyorlar!
Sırtında ‘tetikçi’ levhası taşıyan çok kişi var bu meslekte. Her türlü tetikçilik ve yalan haber anahtar teslim şeklinde itina ile yapılıyor.
Kimilerinin çıkar için kişiliklerinden vazgeçmelerine ve onurunu satmış olduklarına alıştık da, bunu yaparken bu kadar iğrençleşmelerine alışacak değiliz!
…
Mevlana, ‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol’ demiş. Benim de bir prensibim vardır. Utanacağım şeyi yapmam.
Arada bir içerim, bu da hiç kimseyi ilgilendirmez.
İçki içmeyenler, içki içenlerden daha mı az günahkar acaba?
İçki günahsa insanlara iftira atmak, kandırmak, fuhuş yapmak, yalan söylemek, yetim ve kul hakkı yemek de günahtır. Hele iftira en büyük günahlardandır.
Bu günahların içki gibi sarhoş edici etkisi olmaması onları masum kılar mı?
İşlenen her günah içki gibi sarhoş etseydi, kim ayakta sallanmadan durabilirdi!
İnsanları içki içiyor diye karalamaya ve kamuoyu önünde küçük düşürmeye çalışan ve dışarıdan inançlı gözükenler gizlice işledikleri o günahları işlenmemiş mi sayıyorlar acaba?
Gizlenmiş günah, işlenmemiş sayılır mı?
…
Geçen akşam CHP’nin dayanışma gecesine katıldık. Yemek içkili değildi. İsteyenler ekstra ücret ödeyerek içkilerini içiyordu, biz gazeteciler de öyle yaptık. Masada yarısı bayan yaklaşık 20 kişi daha vardı. Kimi ayran içti, kimisi meyve suyu ve kola.
Gecenin hatırası olarak fotoğraf da çekildik. Sonra bu hatıra fotoğrafını ben sosyal paylaşım sitesine yükledim.
Bir gün sonra ise, benim bu özel fotoğrafım bir gazetenin manşetinde ‘şarap partisi’ manşetiyle yayınlandı. Gözlerime inanamadım! Ciğeri ve karakteri beş para etmez ve mevcut yönetime kuyruk acısı olan bazı eski yöneticiler daha önce de yaptıkları gibi aynı muhabiri kullanarak bu iğrenç haberi yaptırmışlar.
Sosyal paylaşım sitesinden benim o hatıra fotoğrafımı alıp, o muhabire götürüp, yalan-dolan bilgilerle süsleyerek bu haberi yaptıranların siyasi ahlaksızlığı ayrı bir iğrençlik.
Ama o gazetenin sahibine soruyorum, habere dahi gitmeyip, birilerinin sipariş ettiği haberi yapmak hangi gazetecilik etiği ve ahlakıyla bağdaşır acaba? Aynı haberleri vaktiyle sizin için yaptıklarında ne hissettiğinizi hatırlayın! Gazeteye her gelen bilgiyi araştırmadan haber yaptırmak vicdanınızı rahatsız etmiyor mu?
Haberin her satırı yalan, hangi birini düzelteyim ki? Öncelikle İnönü Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm mağdurlarının bir araya geldiği bir dayanışma gecesi değildi. Kentsel dönüşüm mağdurlarıyla yemekten yaklaşık 2 saat önce İnönü Mahallesi’nde toplantı yapıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu orada mağdurlarla görüştü, konuşma yaptı. Ama oturdukları yerde yalan haber mühendisi gibi çalışan muhabirler o habere de gelmedikleri için elbette bunu bilemezdi.
Kılıçdaroğlu’nun masalardaki alkol şişeleri yüzünden salondan ayrıldığı yazıyor. Orada olmayan muhabirler acaba bunu nereden biliyordu? Çünkü bu tamamen yalan. Bir başka bölümde ise, ‘CHP bayraklarıyla donatılmış salonda masalarda şarap şişeleri’ diye yazmış. Allah’tan korkun! Birçok parti ve derneğin gecesinde isteyenler içki içer, bu yıllardır böyledir. Bunu yeniymiş ve bir skandalmış gibi gösterilmesi ayıptır. 25 kişinin olduğu masada sadece ve sadece bir tane şarap şişesi var. Ve bu şişe, bütün geceye mal edilmiş. Fotoğrafa bakarsanız görürsünüz zaten.
O masada 4 kişi içki içerken, 20 kişi ayran ve meyve suyu içti. Fotoğrafa bakarsanız orta yaşlı ve başörtülü teyzeleri ve amcaları da görürsünüz. Hadi bize karşı husumetiniz var peki anne ve babanız yaşındaki o insanları da rencide etmeye hiç utanmıyor musunuz? Aynı şey sizin anne ve babanızın başına gelse acaba ne hissederdiniz?
Gazetedeki fotoğrafta benim ve İsmail abinin yüzüme bant çekmişler. Gazetenin internet sitesindekinde de aynı şekilde. Güya bizi rencide etmemek içinmiş! Aradım ve yüzümüzdeki bandın kaldırılmasını istedim. Eğer o fotoğraftan utanacak olsam, onu sosyal paylaşım sitesine koymazdım zaten! Ama günlük hayatta her türlü pis alemlerin içinde olanlar nedense bir şarap şişesinden rahatsızlık duyuyorlar!
O internet sitesindeki yorumları görünce kimi insanların alçaklık seviyelerinin çukura dönüştüğüne de şahit oldum. Haberi sipariş edenler ve durumdan vazife çıkaranlar maske değiştirerek sahte isimlerle sözüm ona gecede içki içilmesini eleştirmişler. Hastalıklı bir lağım faresi gibi, gizlenerek ve mikrop saçarak! Dürüstlüğün pahalı bir mülk olduğunu, ucuz insanlarda bulunmadığı gerçeğini gözümüze sokarak adeta. Bugüne kadar sanki kendileri içmiyordu!
…
Bu tetikçi gazeteciler planlı çalışıyor. Birisi yalan bir haber yaptığı zaman başka bir ajansın paravan muhabiri hemen o haberi vitrine çıkarıyor! Uyduruk bir siteye konulan haber daha sonra e-mail yoluyla yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
Dışarıdan baksanız herkesten çok Müslüman gibi görünürler. ‘Cemaatçi’ takılırlar! Ağızlarında Allah’ın adı eksik olmaz. Ama yazımın bir yerinde demiştim ya, işlenen her günah içki gibi sarhoş etseydi acaba kim ayakta sallanmadan durabilirdi diye… Aynı o hesap..!
…
Biz bu şehirde dürüst ve ilkeli bir şekilde gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Elbette, her iki ayağı üzerinde yürüyen şeyin insan olmadığını anlayarak…Ve üzerimize çamur sıçratanlarla gerektiği gibi hesaplaşarak…