Öyle bir
süreçten geçiyoruz ki, ülkede gündem toz duman, ama yerelde de pek farklı
değil. Hergün yeni bir proje duyuyorsunuz, ama içinde insan unsuru yok. O
yüzden de, aklınıza gelen ilk sözcük, ‘’yeter, bizi bize bırakın’’ oluyor.
İstemez olduk
artık büyük projeleri, çünkü o projeler (gerçekleşse bile) yaşam alanlarımızdan
ve yaşam standartlarımızdan bir şeyler alıp götürüyor. Zaten önemli bir bölümü
de proje aşamasında kalıp ‘’halkı kandırıcı’’ unsur olarak görüldüğü için,
inanç mekanizmamızın sarsılmasına ve güven müessesesini sorgulamamıza neden
oluyor. Kısacası, psikolojimizi de bozuyor…
Yeni duydum,
yıllar önce sanayinin başkenti olacak denilerek güzelim kıyıları sanayiye
bedelsiz tahsis edilen ve daha sonra ortaya çıkan kimyasal atıklar dolayısıyla
yaşanır kent olmaktan çıkan Kocaeli, yeni projelerle daha bir yaşanmaz hale
getirilmeye çalışılıyor adeta…
Bir iç deniz
olan Marmara Denizi’nin en önemli kesimi diyebileceğimiz İzmit Körfezi’ni
çevreleyen, sayıları her geçen gün artan ve daha da artması için girişimlerin
yapıldığı limanların ıslahı edileceği söyleniyor.
‘’Duy da
inanma’’ denilen cinsten açıklamalar bunlar…
Mevcut
limanların durumu ve yenilerinin (liman kenti Kocaeli projeksiyonu kapsamında)
yine kontrolsüz biçimde yapılacak olması, duyduğumuz bu ‘’ıslah edilme’’
meselesinin geçerliliği olmayan bir değerlendirme biçiminde algılanmasını
sağlıyor.Aslında, İzmit Körfezi’ndeki limanlar bölgesi Karamürsel-Yalova arası
olarak belirlenmişti yıllar önce. Ama, sonradan Kocaeli Serbest Bölgesi’nin de
oluşumuyla, körfezin bu kıyılarının da limanlara ve tersanelere açılması uygun
görüldü.
Mevcut
limanların (fabrikalara ait) genişletilmesi projelerine hız kazandırıldı ve her
tesis limanını genişletici çalışmalar başlattı. Bu çalışmalar kapsamında yasa
gereği yapılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantıları, yöre halkı ile
sanayicileri ve diğer yetkilileri hep karşı karşıya getirdi.
Ama, İzmit
Körfezi’ni doldurarak kazanılan yeni alanlarda liman genişletilmesi
çalışmalarının önüne geçilemedi bir türlü.
Şimdi, ilgili
ve yetkili kişiler, bu limanları ıslah edecek(miş), duyup da nasıl inanalım ?
Limanların
ıslah edilmesini elbette destekleriz, ama nasıl olacak, nasıl ıslah edecekler ?
Mesela, Nuh
Çimento Limanı’nın, Hereke sahilini yeniden halkın malı haline getirecek ıslah
projesine açık olup olmadığını birilerinin söylemesi gerek.
Mesela Evyap
Port Limanı, nasıl ıslah edilecek, o sahil, Anayasa’daki amir hüküm gereği
nasıl yeniden halkın malı olacak ?
İlimizdeki
limanların ıslahına yönelik bir dizi karar alan Vali Yardımcısı Dağıstan
Kılıçaslan başkanlığındaki kurulda yer alan Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdür
Vekili İhsan Ertuğrul, Liman Başkanı İlker Tuncer, Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret
Bölge Müdürü Faruk Töremiş, İl Özel İdare Daire Başkanı İrfan Çakmak, Kocaeli
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yazıcı, Kocaeli
Defterdarı Süleyman Dal ve ilgili kurum temsilcileri bu soruların yanıtını
verebilecek mi ?
Bu kişilerden
oluşan kurul, ilimizdeki tüm limanların mastır planının çıkartılmasını, bazı
limanların demiryoluna bağlantısının yapılmasını ve yine bazı limanların
taşıdığı yükün (sıvı, kuru ve konteynır vb.) ihtisasına göre limanların
ihtisaslaştırılması yönünde karar almış.
Ayrıca, Liman
Başkanlığı, Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü, Kocaeli Büyükşehir,
Kocaeli Defterdarlığı ve Marka’dan oluşan bir teknik komite kurulmasına karar
vermiş.
Bence, alınan
tüm bu kararlar, kentte, insan yaşamını gittikçe daha olanaksız kılan yeni bir
dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bu kararlar, ‘’Kocaeli’nin sahil kesiminin
insansızlaştırılması operasyonu’’ndan başka bir şey değildir.
Dilovası’nı
insansızlaştırma operasyonuna sesini çıkartmayan, sessizliğiyle adeta tam
destek veren kent halkı, neden rantı bu kadar büyük olan ve kendisinin de
nemalanma hesapları yapabileceği bu çaptaki projelere karşı dursun ki ?
O yüzden,
ilgililere duyurulur, ‘’limanlar ıslah edilecek’’ demenize gerek yok.
‘’Kocaeli, her biçimiyle liman kenti yapılacak, kendinize sahil şeridinin çok
uzağında yaşam alanı oluşturun’’ demeniz yeterli.
Ne de olsa
‘’emir demiri keser’’ değil mi ?
Ama,
unutulmamalıdır, bu ülkenin ve bu kentin insanları bir süredir ‘’BOYUN EĞME’’
diyor. Bu kararlılık, liman kenti projesi için de geçerlidir.
Bu yüzden de
diyorum ki;
Bizi, bize
bırakın yeter…
(Sürecek)